28 Şubat 2011 Pazartesi

İşe Alımlardaki ''35 Yaş'' Sınırı, ve Yanlış Seçimler.

Ülkemizdeki İş İlânlarına baktığınızda, genellikle  ''Adayların 35 Yaşını Geçmemiş Olmaları'' tercih yazısını görürsünüz. İlânların arasında bazen, yabancı firmaların ilânlarına rastlarsınız. Bu ilânlara  baktığınızda ise;


''Adayların 45 Yaşını Geçmemiş Olmaları'' tercih yazısını görürsünüz. Hangimiz doğruyu arıyor acaba? Hangimiz  İş Dünyasında daha başarılıyız, daha ilerideyiz? Biz mi? Onlar mı?
Beden gücünden yararlanacağınız elemanlar için bu tercih belki doğru olabilir ama, beyin gücünden yararlanacağınız insanlarda koyulan bu tercih, çok akıllıca bir tercih değil.

Gözüme ilişen ilânların birinde ''Genel Müdür'' aranıyor ve patlatmış yine yaş sınırını. ''35'' diye.
Soruyorum size: 30-35 yaşındaki birinin ortalama 10 yıllık bir bilgi birikiminden, üreteceği stratejilerinden  mi yararlanmak istersiniz, yoksa 40-45 yaş insanının 15-20 yıllık birikiminden mi?
Yabancı Ülkeler bunu yakalamış. Adamlar 45 yaş insanını arıyor. 40 da değil.  Ha bir de şu var; Emeklilik yaşımız 60 üstü oldu. 35 yaşını geçmiş iş bulup çalışamayan bir insan, 62-65 yaşında emekli olana kadar ne yapacak? Ha???


Yabancı Firmaların sekreterleri bile 30-45 yaşlarında. Bizimkilerin sekreterlerine baktığınızda ise, 18-20. :)) Hem de bizdeki Sekreterler, giyimlerine özen gösterecek, göze hitap edecek, seyahat  özgürlükleri olacak v.s.. v.s..




Yabancı dil bilmesine, Üniversite mezunu olmasına gerek yok. Lise Mezunu olsun, ''Alo'' demesini bilsin, 22 yaşını geçmesin, yeter. Bunun yanında bir de bilgisayarı açmasını ve kapamasını bilirse, artı bir değerdir. İş ciddiyeti de aranmıyor. Bu mesleği küçülttüler de küçülttüler! Gerçi son zamanlarda isim ataması yaptılar bu mesleğe.. adına 'Asistan' dediler artık.
'Sekreterlik' mesleğinin bir İş dünyasında ne kadar önemli bir yeri olduğunun bir farkına varsalar.. Sadece adını değiştirdiler ''Asistan'' dediler. Bu kadar!
Kim ne derse desin.. Adamlar işini biliyor. ''Adamlar'' dediğim, o kızdığımız, gizlice hayran olduğumuz yabancılar. Doğru eleman seçimleri yapıyor, doğru kararlar veriyor. İnsanları yaşlarına göre hangi statülerde ne görev vereceklerini, onlardan nasıl ve ne şekilde verim alacaklarını iyi biliyorlar. Adamlar nerelerdeeee?  Biz nerelerdeyiz? Açılan yeni bir işyerini, oradan bir sonraki geçişimde göremiyorum. Sorduğumda ise, aldığım cevap: ''Yürümedi, kapandı''
























27 Şubat 2011 Pazar

Aşk bir muz kabuğudur. Bastığın AYAĞIN değil, HAYATIN kayar..

Dizlerimin üzerinde yaşamaktansa, ayaklarımın üzerinde ölmeyi tercih ederim..

Ernesto CHE Guevara
1928-1967
(Arjantinli, Doktor, Marksist Politikacı)

KUTUPTA YAZ GİBİ.. BAHA


Bir güneşe bir de sana bakamam
Bir ateşi bir elini tutamam
Bir nefessiz bir de sensiz kalamam
Çöllerde su gibi özledim seni
Kutupta yaz gibi özledim seni



Susmuş dudakların hiç sesin gelmez
Uzakta durursun gurbetin bitmez
Karanlık sulara  hayalin düşmez
Çöllerde su gibi özledim seni
Kutupta yaz gibi özledim seni



Bir rüzgarı bir de seni göremem
İstesem de kaderimden silemem
Bir Allah'tan bir de senden geçemem
Çöllerde su gibi özledim seni
Kutupta yaz gibi özledim seni



Susmuş dudakların hiç sesin gelmez 
Uzakta durursun gurbetin bitmez
Karanlık sulara hayalin düşmez
Çöllerde su gibi özledim seni 
Kutupta yaz gibi özledim seni





Hizbullahçılar Serbest, Ama Beyaz Eşya Borcunu Ödeyemeyen Kişiyi Çok Sıkı Bir Önlemle, Kelepçe ile Babasının Tabutunu Taşıttılar.

Yazıklar Olsun Bize!!!



Evli ve 5 çocuk babası Rauf Demir'in ''Son kez babamı sırtımda taşımak istiyorum'' olan istemi, önce orada bulunan yetkililerce izin verilmemiş, yakınlarının ve cemaatin  araya girerek yalvarması üzerine, eli kelepçeli olarak babasının tabutunu taşımasına izin vermişler. Tahliyesine 2 ay kalan Rauf Demir'in suçu; almış olduğu beyaz eşyaların ''ödeme taahhüdünü yerine getirmemesi.''


Yüksek Sadakat Eurovision 2011 Şarkı Viseosu: Live İt Up

Kendine biraz zaman tanı..haydiiiii.. hayatını yaşa!


26 Şubat 2011 Cumartesi

O halde kıyamet günü beni cehennemde yakmasının mantıklı sebebi acaba nedir?

Ömer Hayyam


Rubai

Allah benim yaradılış ruhumu yoğururken,
Amelimin ne olacağını biliyordu.
Bana yakışmayan günahları,
Ben onun ilmi, onun rızası ile işliyorum.
O halde kıyamet günü
Beni cehennemde yakmasının
Mantıklı sebebi acaba nedir?

Ben düşündükçe var Dünya; ben yok, o da yok..

Ömer Hayyam


Rubai-1

Ben olamayınca bu güller, bu selviler yok
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok
Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya; ben yok, o da yok.

Hacı Olmak Yetmez.. Tanrı Kanar mı Bunlara??

Ömer Hayyam
Hacı Olmak Yetmez


Adil davranmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka, tesbih, post, seccade güzel ama,
Tanrı kanar mı bunlara?..

Nereye gittiğini bilen insana yol vermek için, Dünya durup kenara çekilir ve ona yol verir.

D.Starr

Sabah Saat 5'te Gözaltına Alınan Ahmet Hakan'ın, Serbest Bırakıldığında Söylediği Söz..

''Allah, ülkemizi sabahın 5'inde kapı çalındığında “Gelen sütçüdür sütçü” denilen bir ülke haline 
getirsin.''




Demokrasinin meşhur bir tarifi olduğunu söyleyen Ahmet Hakan;
“Sabahın beşinde kapı çalındığında gelenin polis değil de sütçü olduğundan emin olunan rejime demokrasi denir” 
diyerek bu tarifi yaptı.

''Libya'yı Türklere Ve İtalyanlara Bırakmayın!''

Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, CNN Türk'te Cüneyt Özdemir ile yapmış olduğu reportajda; söylemiş olduğu bu söze (''Libya'yı Türklere Ve İtalyanlara Bırakmayın!'') bir açıklama getirdi.
Seyfülislam Kaddafi,''Libya'yı Türklere Ve İtalyanlara Bırakmayın!'' sözünün Libya'da eski bir deyiş olduğunu, geçmişte  Türklerle ve ardından İtalyanlar ile yapılan savaşlar zamanında söylenmiş bir söz olduğunu söyledi.
''Libya'yı Türklere Ve İtalyanlara Bırakmayın!'' sözü, ''Atasözü gibi birşeydir. Türkiye ve  İtalya ile doğrudan bir alakası yoktur'' dedi.

Kaynak. CNN Türk