3 Ocak 2015 Cumartesi

SİCAK ŞARAP ve hazırlanışı

Sicak Şarap denildiğinde, geçen yıla kadar şarabın ısıtılarak önümüze getirildiğini sanırdım. :)) Nasıl ve neyle içildiğini de bilmezdim.
İçtiğimde, tadının da farklı olduğunu anladım. Baharatlı ve meyve aromalıydı. Sunulan bardağı da farklıydı.


Ülkemizde insanlarımızın henüz yeni tanıştığı bu şarabı daha yakından tanımak için gerek internet sitelerinden olsun ve gerekse bu şarabı içtiğim mekânlardan olsun ufak tefek bilgiler edinmeye çalıştım. 
Edindiğim  bilgileri de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sicak sunulan bu içki türü ile soğuk iklim ülkeleri 17. yy.'da tanışmışlar. Önce İngiltere, Almanya, sonrasında İskandinav ülkeleri.. derken sicak iklim ülkesi olan bizim ülkemizde bu içkinin neden geç tanındığını da anlamış
oluyoruz ;)

Mekânlarda
ekim-aralık aylarında sunulmaya başlanan sicak şarabın yapılışı ise çok basit. Evlerinizde kendiniz de hazırlayıp, arkadaşlarınıza ikram edebilirsiniz.





Hatta yabancı ülkeler, bunu koyu kıvamda hazırlayıp, jel haline getirip kavanozlarda muhafaza ediyorlar.




Çeşitli baharatlarla ve içki katkılarıyla hazırlanabilen sicak şarabın klâsik tarifini yapacağım size. Tarafımdan da denenmiş ve arkadaşlarım tarafından da çok beğenilmiştir.                       

Malzemeler: 4 kişilik
1 büyük bardak su
4-5 çorba kaşığı şeker
1 tutam karanfil (5-6 adet)
1 tutam kakuli (5-6 adet)
1 parça zencefil
2 çubuk tarçın
1/2 kabuğuyla birlikte limon
1 ortaboy portakal (portakalın meyvesini salabilmesi için etrafını delin.
1 elma kabuğu
1 şişe şarap
                                                                                                            

YAPILIŞI:

Orta boy bir tencerenin içine 1 bardak suyu boşaltın ve ateşe koyun.
Şekerimizi ilâve ediyoruz ve şekerimizi karıştırarak eritiyoruz.
Karanfili, zencefili, kakuliyi ve tarçınları  ilâve edip karıştırıyoruz, kaynamaya bırakıyoruz.
Kaynadıktan sonra kenara alıp 15-20 dak. kenarda beklemeye bırakıyoruz. Bunu daha sonra büyük bir tencereye boşaltıp, çok kısık ateşe koyuyoruz. İçine kabuğu ile birlikte limonu ve  portakalı atıyoruz. Bir elmanın soyulmuş kabuğunu da ilâve ediyoruz. 

En son olarak 1 şişe şarabımızı içine döküyoruz. Kesinlikle kaynatmıyoruz. Kaynamaya yakın ocaktan indiriyoruz. 
Bardaklara süzüp servisini yapıyoruz. Tabi bu klâsik bir tariftir. Bunu çeşitli özel baharat ve meyvelerle yapanlar var. Armut, ayva kullanabilirsiniz. Su yerine vişne suyu kullananlar var. Çay da kullanan var. 




Yemek öncesi aperatif olarak, ya da yemek sonrasında içilir. Yanında fındık,fıstık, badem gibi çerezler, ya da peynir alınabilir. Kesinlikle sulu yemeklerle birlikte sicak şarap içilmez.



Kullanılan bardak çeşitleri ise, kulplu bardaklardır.









Afiyet şeker olsun
Arkadaşlar..
                             

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Hülya Avşar ve Selülitleri



Spor, Vücudu sıkılaştırır, forma sokar, selülitleri yok eder (derler..)
    
Hülya Avşar yıllardır tenis oynar. Hülya Avşar'ın Bu görüntülerden sonra, spor yapmanın selülitlere iyi geldiği inancıbende yok olmaya başladı. 


                                                          

     























Hülya Avşar'a göre resimlerinde çıkan bu görüntüler selülit değil, 
bir ışık yansımasıdır.
:)))




Ersağ 

14 Şubat 2013 Perşembe

YÜZ YOGASI

BİRAZ GÜZELLEŞELİM :))



(Yüz sarkmalarına karşı)     

       Aşağıda sizlere, bizzat kendimde deneyip, gerçekten olumlu sonuç aldığım bir YÜZ YOGASI videosunu sunuyorum. Şaşıracaksınız. Farkını 2. günde göstermeğe başlıyor. Videoda yoga uygulanırken krem kullanmışlar. Ben krem yerine halis zeytinyağı kullanıyorum. Farkı görebilmeniz için, yogaya başlamadan önce, yüzünüzü ve ellerinizi temizleyin. Tv izlerken de yapabilirsiniz. 20 dak. sürüyor. Yüzünüz toparlanana kadar her gün uygulayın, zaten farkı gördükten sonra üşenmeden devam edeceksiniz.
       Sonraki günlerde buna ek olarak, yüzünüze ufak tefek egzersizler, harika bir maske ve tonik ekleyeceğim. 
       Alın kreminizi ya da z.yağınızı
yanınıza, haydi başlayın yogaya :)))
Kaynak: Youtube

Reyhan Garip


7 Aralık 2012 Cuma

Maalesef kahinler, Türk İmparatorluğu'nun 11'inci Prensi'nden sonra Türk devletini yok kabul etmiş.

1425 yılında doğup yaklaşık 1490 yılına kadar yaşamış ve hayatının bir bölümünü Konstantinopolis’te  geçirmiş olan Atinalı tarihçi yazarın kitabında yer alan ve gerçekleşen kehanetlerden bazıları şöyle:

-Fatih'ten sonraki 16. padişah döneminde, Osmanlı içerden çökmeye başlayacak ve padişah kendi adamlarınca devrilecektir.

( 16. padişah III. Ahmet'tir ve Eylül 1730'da Patrona Halil'in başlattığı isyandan sonra yok edilmiştir; kehanet yerini bulmuştur. Bu dönemde, Tatar Hanı Osmanlı'ya yardım etmeyecektir. Bu da gerçekleşmiştir.)
- "Üç kez üç yüz yıl ve bir de yirmilik" tarihinde Osmanlı Devleti yok olacaktır. 
(Gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti 1920'de kurulmuştur.)
- Çok hızlı davranan bir Müslüman prens, Hıristiyanlara fark ettirmeden, Türk Devleti'ni yeniden kuracaktır. 
(Bu prens Atatürk'tür ve kehanet gerçekleşmiştir.)
-Türklerin başına geçecek 11. devlet adamı, ülkenin bekasını belirleyecektir.
-Önce, Müslüman şeriatı artacaktır. Eğer yedinci seneye kadar kaldırılmazsa, on ikinci seneye kadar buranın hâkimi olacaktır. Sonra, Hristiyan silahlarıyla bir tutsaklık dönemi gelecektir.
-İstanbul'un camileri ve Ayasofya üzerinde haçlar dikilecektir. Bu haçlar, saplanacağı yere silahlı ellerle saplanacaktır. Bu muhteşem şehrin yıkımı gelecektir. Yıkım, sadece orada yaşayanlar sevdiği dini değiştirirse duracak ve şehir lanetten kurtulacaktır.
-Yıkım, adaletsizliklerin en kötülerinin gerçekleştiği bir dönemin ardından olacaktır. Tüm Doğu ülkeleri de Hristiyanlarca fethedilecektir. Böylece, ölü yaşayan, soyulmuş ve felç olmuş bir yönetim sona erecektir.


(Alıntıdır)









10 Kasım 2012 Cumartesi

İZMİR VE 10 KASIM

İzmir, yaptı yine yapacağını!
Helâl olsun!
Siyah giyinmiş 2400 kişiden oluşan bu portre ile İzmir, Atatürk'e olan sevdasını bir kez daha kanıtlamış oldu. İzmir, Atatürk'üne çok fazla sahiplenmiş durumda.