24 Ocak 2015 Cumartesi


SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ GERÇEKTEN YARARLI MIDIR?


''Niçin karar vermeden önce tüm ilkeleri denemiyorsunuz?
 Yararlı ya da zararlı olup olmadığına, sadece 30 gün için süt içmeyerek ve süt ürünlerini azaltarak, vücudunuzda hissettiklerinize göre karar verirsiniz.''



Ben bildiğimden değil, gerçekten ne süt ne de süt ürünlerinden oluşan yoğurt, peynir gibi şeyler yemem. 55 yaşımdayım,yaşıtlarıma göre oldukça hareketli ve sağlıklı biriyimdir. Üstelik çok sevdiğimden, kahvaltılarımda günde 2 tane kaynamış yumurta yerim. Neymiş? Kolestrol yaparmış. Bende böyle bir şey yok. Neyse..
1998 Yılında Anthonny Robbins'in
'SINIRSIZ GÜÇ' adlı kitabını okumuştum. Süt ve süt ürünleri hakkında önemli vurgular yapmıştı. Kitaptan sizlere bu konu ile ilgili alıntılar yapacağım.
Anthonny Robbins, süt ürünlerinin iddia edildiği gibi çok da yararlı olmadığını vurguluyor. 


''Süt balgam yapar. Bu balgam da vücudun görevini iyice zorlaştıracak şekilde ince barsağı sertleştirir ve buradaki herşeye yapışarak tıkaç görevi yapar. ''



''Yoğurt nasıldır? O da süt ve peynir kadar kötüdür.''



''Dondurma nasıldır? Sizin en iyi olmanızı destekleyecek birşey değildir. Buna rağmen onun şahane tadından ve dokusundan vazgeçmek zorunda değilsiniz. Meyve suyu yapıcısı aracılığıyla donmuş muzdan aynı tadı ve dondurma hissini veren birşey yapabilirsiniz.''


''Peynir: Peynir de sütün yoğunlaştırılmış şeklidir. Bir kilogram peynir elde etmek için kaç kilogram süt kullanılması gerektiğini göz önüne alın. Sadece peynirdeki yağ miktarı bile az peynir yenmesi için yeterli nedendir. İlla peynir yemek istiyorsanız, bir büyük tabak salatanın üzerine biraz peynir rendeleyebilirsiniz. Böylece peynirin tıkama etkisini suca zengin gıda ile dengeleyebilirsiniz.''


YASAK OLMASINA RAĞMEN, PARİS PLASTERİ KULLANIYORLAR
''Süt ürünleriyle uğraşanların peynirlerini kalınlaştırmak ve onları birbirine yapıştırmak için neler kullandıklarını biliyor musunuz? Paris Plasteri adı verilen bir kalsiyum sulfat kullanmaktadırlar. Şaka yapmıyorum. Kaliforniya`da kullanılması yasak olmasına rağmen Federal Standartlara göre serbesttir. Bununla birlikte izin verilen herhangi bir yerde üretilen süzme peynir Kaliforniya`ya gönderilebilir ve orada satılabilir. Temiz, kolay dolaşabilen bir kan dolaşımı yaratmaya çalışırken, onu Paris Plasteriyle doldurmanın nasıl bir şey olduğunu hayal edebiliyor musunuz?''

''FEDERAL HÜKÜMET, SÜT ÜRÜNLERİNİN FAZLASI İÇİN HER YIL 2,5 MİLYAR ÖDEMEK ZORUNDA. DEPOLAR DOLU. SÜT ÜRÜNLERİNİN TÜKETİMİNİ ARTIRMAK ZORUNDA!''
''Niçin daha önce süt ürünleri hakkında böyle şeyler işitmemiştik? Geçmişten gelen koşullanma ve inanç sistemleri gibi bunun birçok nedeni vardır. Bir diğer neden de Federal Hükümetin süt ürünleri fazlası için her yıl 2.5 milyar Dolar ödemek zorunda olması olabilir. Gerçekten de 11/8/83 tarihli The New York Times`a göre, hükümeti çok yağ tüketiminin tehlikeli olduğuna ilişkin kampanyalarıyla doğrudan çelişkili bir şekilde, süt ürünlerinin tüketimini artırmak için yeni bir strateji geliştirmektedir. Şu anda hükümetin depolarında 400 milyon kg. toz süt, 130 milyon kg. yağ, 300 ton peynir bir kambur olarak durmaktadır. Aklıma gelmişken belirtmeliyim ki, bu süt endüstrisine bir saldırı değildir. Bana göre bu endüstride çalışanlar bizim kültürümüzün en ağır işçilerindendir. Bu benim sağlığımın desteklenmemesine karşılık, benim onları destekleyeceğim anlamına gelmez.''


SINIRSIZ GÜÇ
















22 Ocak 2015 Perşembe

Zayıflık.. İstediğiniz Buysa, buyrun buraya.İ

1-Su: Sabah yataktan kalkar kalkmaz su içiyorum. Öyle limonluymuş, ılıkmış falan filan dinlemiyorum. Suyu bulduğumda içiyorum. Gözümü açar açmaz içiyorum. Bunu da özel olarak herhangi bir şey için yapmıyorum. Suyu bünyem istiyor ve severek içiyorum. İçim yanıyor ve içiyorum. Kahvaltımı hazırlayana kadar geçen süreçte, 3 bardak suyu kana kana içiyorum. Günde sanırım ortalama 2,5-3 lt su içerim. Yaz aylarında 3-4 litreyi buluyor bu.


2-Kahvaltı: Olmazsa, olmazlarımdan biri de Kahvaltı. Kahvaltı benim için yemek öğünlerinin en önemli olanı ve de en sevdiğim öğündür. Keyifle yaparım kahvaltımı. Diğer öğünlere o kadar önem vermiyorum. Yiyorum ama, tok olmak için yiyorum. Ama Kahvaltı..Bu çok özel bir yemektir benim için. Tereyağım ve reçelim ya da balım mutlaka ama mutlaka olacak. Yumurta da olacak. Rafadan hem de. Yazın domates. Üzerine bol zeytinyağı gezdirilecek.. onun üstüne de maydanoz ve de kekik. Belki maydonozu sallayabilirim ama... kekik mutlaka olacak. Beyaz peynir yemem. çok az Tulum tarzı peynir yerim. Kibrit kutusu kadar bile değil. 2-3 siyah zeytin. (Boyasız, çekirdeği sarı olacak) Çay, boyasız olacak. Çabuk demlenen çaylardan olmayacak. Güne başlarken içilen çorbaların mideye bir saldırı ve saygısızlık olduğunu düşünmüşümdür hep. Ekmek 2-3 dilim yerim.:))


3- Tıka basa yemeyin:
Karnımın doyduğunu hissettiğim an kalkarım yemekten. Tabağımda 2 lokmalık birşey kalmış olsa bile, doyduysam.. ''ziyan olmasın'' diyerek kalanı yemem. Kısacası, çok fazla doymadan kalkarım sofradan. Her defasında tıka basa yediğinizde, her defasında da midenizin hacmini genişletirsiniz. Her defasında da bir o kadar daha çok yersiniz. Benden söylemesi.

4- Etin yağlısı: Yerim. Hele ızgara olursa... 

5-Meyve:  Aram hoş değildir. Bu benim eksi yanımdır. Buna da çok üzülüyorum. Meyve yiyen insanlara da çok özenirim. Bu arada bir tavsiye. Meyveyi aç karnınıza yiyin.



6-Tatlı: Baklava, Tulumba v.s yani bol şerbetli tatlıları seevmeeeem! 
Midem kalkar. Yesem bile 1 dilim tatlı yerim, üstüne de 2 bardak su içerim. Bazen tatlı krizim tutar..3-4 tablet Çikolata yerim. Ya da 3-4 tatlı kaşığı Nutella.


7-Hamur İşleri: Yerim. Ama abartılı değil. Doyduğumu hissettiğim anda, bırakırım. Dediğim gibi çok doymayı sevmem, rahatsız eder beni bu (Mantı hariç. Mantıyı tıka basa yerim)


8-Gece Yemeği: Yerim. Ne zaman acıksam yerim. Ekmek arası yaparım. Ya da tahin-pekmez varsa, bandıra bandıra yarım ekmeğe yakın yerim ve öyle yatarım. Üstüne 2 bardak su.

9-Yeşillik: Roka, Tere, Dere otu, maydanoz. Bunları doğramadan, parmaklarımda yuvarlayarak bir top haline getirir tuza banar çıtır çıtır yerim. Salatadan daha çok bunları yemeyi daha çok severim. Pişmiş Yeşili pek severek yemem. Ama Isırgan otunun kavurmasına bayılırım. Hele Omlet'in içinde.. harika bir lezzet.





10- Ara atıştırmaları: Aralarda ıvır-zıvır şeyler yemem, atıştırmam.



 11- Meşrubat: Cola içmem. İçersem sade ya da meyveli  gazoz içerim. Ama az içerim. 



İşte bu kadar! Yukarıda saydıklarımı zayıf kalmak için ya da başka herhangi birşey için yapmıyorum. Ben sıkıntıya gelemem. Kendimi kasmayı pek sevmem. Hayatımın ritmi bu. 

Haaa.. bu arada, önemli bir noktaya değinmek isterim. 2 kilo aldıysam, bunu da kendime yakıştırmadıysam, hemen işe koyuluyorum.


Ne mi yapıyorum? 
SPOR: Kahvaltıdan sonra alıyorum elime bir şişe suyumu, etrafta ne kadar spor aletleri olan parklar varsa, tek tek giriyorum oraya ve aletlerle çalışıyorum. 3 saat sürer benim bu park gezintilerim. Hem yeni kişilerle tanışıp sohbet ediyorum, hem de sporumu yapıyorum. Şişemdeki su bittiyse, su satan dükkanlardan rica edip dolduruyorum. :)))
Kısacası, kilo aldığımı hissettiğim an, 
bunu yok etmek için hemen işe koyuluyorum. Bunun için 10 kilo almayı beklemiyorum.

Haydi rast gele! :)))

21 Ocak 2015 Çarşamba

RAKI KÜLTÜRÜ

RAKI NASIL İÇİLİR?





ERGiN Paşamız cezaevinde bir kitap yazmış. Kitabında PKK ile mücadele, İsrail, ABD, Suriye ile ilişkiler, insansız hava araçları ile ilgili şok iddilar ve Başbakan Erdoğan’a yönelik kaset suçlaması yer almış.
Bu arada kitabına bir renk katmak istemiş ve ülkemizin kültürlerinden de bahsetmiş. Bu kültürlerden biri de ''RAKI KÜLTÜRÜ''


Hemen hemen bir çoğumuzun yanlış bildiği bu hususu bakın nasıl açıklamış.

 'RAKI BİR KÜLTÜRDÜR'
''Yıllar sonra rakı kültürüyle ilgili önemli şeyler öğrendim. Öncelikle rakıya su, buz vs. konmaz. Rakı küçük kadehlerde ve her kadeh bir seferde içilir. Yani kadeh bölünmez. Sıcak yemekle içilmez. Mezesi soğuktur. Rakı soğuk, su soğuk, bardak soğuk, meze soğuk. Kafayı bulmak için değil, sosyalleşmek ve sohbet için, tadında bırakılarak içilir. Şimdinin,''boş kafa mezara yakışır, durmayalım düşeriz, haydi hep beraber fondi'' gibi kültür dejenerasyonu ve demlenme erozyonu simgesi olan tabirler o zamanlar kullanılmazdı'' 




Ergin Saygın'dan Rakı Kültürü


Yani arkadaşlar, Rakı şimdilerde içildiği gibi uzun bardaklarda içmeyeceksin. Su da ilâve etmeyeceksin. Soğuk mezelerin yanında..
..adam gibi içeceksin, adam gibiii.


Rakı Ustası Aydın Boysan












3 Ocak 2015 Cumartesi

SİCAK ŞARAP ve hazırlanışı

Sicak Şarap denildiğinde, geçen yıla kadar şarabın ısıtılarak önümüze getirildiğini sanırdım. :)) Nasıl ve neyle içildiğini de bilmezdim.
İçtiğimde, tadının da farklı olduğunu anladım. Baharatlı ve meyve aromalıydı. Sunulan bardağı da farklıydı.


Ülkemizde insanlarımızın henüz yeni tanıştığı bu şarabı daha yakından tanımak için gerek internet sitelerinden olsun ve gerekse bu şarabı içtiğim mekânlardan olsun ufak tefek bilgiler edinmeye çalıştım. 
Edindiğim  bilgileri de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sicak sunulan bu içki türü ile soğuk iklim ülkeleri 17. yy.'da tanışmışlar. Önce İngiltere, Almanya, sonrasında İskandinav ülkeleri.. derken sicak iklim ülkesi olan bizim ülkemizde bu içkinin neden geç tanındığını da anlamış
oluyoruz ;)

Mekânlarda
ekim-aralık aylarında sunulmaya başlanan sicak şarabın yapılışı ise çok basit. Evlerinizde kendiniz de hazırlayıp, arkadaşlarınıza ikram edebilirsiniz.





Hatta yabancı ülkeler, bunu koyu kıvamda hazırlayıp, jel haline getirip kavanozlarda muhafaza ediyorlar.




Çeşitli baharatlarla ve içki katkılarıyla hazırlanabilen sicak şarabın klâsik tarifini yapacağım size. Tarafımdan da denenmiş ve arkadaşlarım tarafından da çok beğenilmiştir.                       

Malzemeler: 4 kişilik
1 büyük bardak su
4-5 çorba kaşığı şeker
1 tutam karanfil (5-6 adet)
1 tutam kakuli (5-6 adet)
1 parça zencefil
2 çubuk tarçın
1/2 kabuğuyla birlikte limon
1 ortaboy portakal (portakalın meyvesini salabilmesi için etrafını delin.
1 elma kabuğu
1 şişe şarap
                                                                                                            

YAPILIŞI:

Orta boy bir tencerenin içine 1 bardak suyu boşaltın ve ateşe koyun.
Şekerimizi ilâve ediyoruz ve şekerimizi karıştırarak eritiyoruz.
Karanfili, zencefili, kakuliyi ve tarçınları  ilâve edip karıştırıyoruz, kaynamaya bırakıyoruz.
Kaynadıktan sonra kenara alıp 15-20 dak. kenarda beklemeye bırakıyoruz. Bunu daha sonra büyük bir tencereye boşaltıp, çok kısık ateşe koyuyoruz. İçine kabuğu ile birlikte limonu ve  portakalı atıyoruz. Bir elmanın soyulmuş kabuğunu da ilâve ediyoruz. 

En son olarak 1 şişe şarabımızı içine döküyoruz. Kesinlikle kaynatmıyoruz. Kaynamaya yakın ocaktan indiriyoruz. 
Bardaklara süzüp servisini yapıyoruz. Tabi bu klâsik bir tariftir. Bunu çeşitli özel baharat ve meyvelerle yapanlar var. Armut, ayva kullanabilirsiniz. Su yerine vişne suyu kullananlar var. Çay da kullanan var. 




Yemek öncesi aperatif olarak, ya da yemek sonrasında içilir. Yanında fındık,fıstık, badem gibi çerezler, ya da peynir alınabilir. Kesinlikle sulu yemeklerle birlikte sicak şarap içilmez.



Kullanılan bardak çeşitleri ise, kulplu bardaklardır.









Afiyet şeker olsun
Arkadaşlar..
                             

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Hülya Avşar ve Selülitleri



Spor, Vücudu sıkılaştırır, forma sokar, selülitleri yok eder (derler..)
    
Hülya Avşar yıllardır tenis oynar. Hülya Avşar'ın Bu görüntülerden sonra, spor yapmanın selülitlere iyi geldiği inancıbende yok olmaya başladı. 


                                                          

     























Hülya Avşar'a göre resimlerinde çıkan bu görüntüler selülit değil, 
bir ışık yansımasıdır.
:)))




Ersağ 

14 Şubat 2013 Perşembe

YÜZ YOGASI

BİRAZ GÜZELLEŞELİM :))



(Yüz sarkmalarına karşı)     

       Aşağıda sizlere, bizzat kendimde deneyip, gerçekten olumlu sonuç aldığım bir YÜZ YOGASI videosunu sunuyorum. Şaşıracaksınız. Farkını 2. günde göstermeğe başlıyor. Videoda yoga uygulanırken krem kullanmışlar. Ben krem yerine halis zeytinyağı kullanıyorum. Farkı görebilmeniz için, yogaya başlamadan önce, yüzünüzü ve ellerinizi temizleyin. Tv izlerken de yapabilirsiniz. 20 dak. sürüyor. Yüzünüz toparlanana kadar her gün uygulayın, zaten farkı gördükten sonra üşenmeden devam edeceksiniz.
       Sonraki günlerde buna ek olarak, yüzünüze ufak tefek egzersizler, harika bir maske ve tonik ekleyeceğim. 
       Alın kreminizi ya da z.yağınızı
yanınıza, haydi başlayın yogaya :)))
Kaynak: Youtube

Reyhan Garip


7 Aralık 2012 Cuma

Maalesef kahinler, Türk İmparatorluğu'nun 11'inci Prensi'nden sonra Türk devletini yok kabul etmiş.

1425 yılında doğup yaklaşık 1490 yılına kadar yaşamış ve hayatının bir bölümünü Konstantinopolis’te  geçirmiş olan Atinalı tarihçi yazarın kitabında yer alan ve gerçekleşen kehanetlerden bazıları şöyle:

-Fatih'ten sonraki 16. padişah döneminde, Osmanlı içerden çökmeye başlayacak ve padişah kendi adamlarınca devrilecektir.

( 16. padişah III. Ahmet'tir ve Eylül 1730'da Patrona Halil'in başlattığı isyandan sonra yok edilmiştir; kehanet yerini bulmuştur. Bu dönemde, Tatar Hanı Osmanlı'ya yardım etmeyecektir. Bu da gerçekleşmiştir.)
- "Üç kez üç yüz yıl ve bir de yirmilik" tarihinde Osmanlı Devleti yok olacaktır. 
(Gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti 1920'de kurulmuştur.)
- Çok hızlı davranan bir Müslüman prens, Hıristiyanlara fark ettirmeden, Türk Devleti'ni yeniden kuracaktır. 
(Bu prens Atatürk'tür ve kehanet gerçekleşmiştir.)
-Türklerin başına geçecek 11. devlet adamı, ülkenin bekasını belirleyecektir.
-Önce, Müslüman şeriatı artacaktır. Eğer yedinci seneye kadar kaldırılmazsa, on ikinci seneye kadar buranın hâkimi olacaktır. Sonra, Hristiyan silahlarıyla bir tutsaklık dönemi gelecektir.
-İstanbul'un camileri ve Ayasofya üzerinde haçlar dikilecektir. Bu haçlar, saplanacağı yere silahlı ellerle saplanacaktır. Bu muhteşem şehrin yıkımı gelecektir. Yıkım, sadece orada yaşayanlar sevdiği dini değiştirirse duracak ve şehir lanetten kurtulacaktır.
-Yıkım, adaletsizliklerin en kötülerinin gerçekleştiği bir dönemin ardından olacaktır. Tüm Doğu ülkeleri de Hristiyanlarca fethedilecektir. Böylece, ölü yaşayan, soyulmuş ve felç olmuş bir yönetim sona erecektir.


(Alıntıdır)