5 Nisan 2012 Perşembe

Ömer Hayyam'dan Rubailer (3)





İsyan edip karşında duracağım, neredesin?
Karanlığı, ışığa yoracağım, neredesin?
İbadete karşılık cenneti alacaksam,
“Bağış mı ticaret mi” diye soracağım, neredesin?



----------------------------------------------------------------------


O bilginler ki evrenin özetidirler;
Düşüncelerinin atı göklerde gezer;
İş kavramaya gelince Senin özünü
Şaşkınlıktan Felek gibi başları döner.


----------------------------------------------------------------------



Benim varlığım senin yaptığın bir nakış;
Türlü garip renklerini hep senden almış;
Kendimi düzeltmeye nasıl varsın elim:
Senden güzelini yapmak bana mı kalmış?


-----------------------------------------------------


Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?
Ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe?
Aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
Mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte.






Aşk bir beladır, ama Tanrıdan gelme;
Halk neden karşı kor Tanrı emrine?
Bize her şeyi yaptıran kendi madem,
Kulu sorguya çekmenin alemi ne?



-------------------------------------------------------------------------


Dünyayı allar pullar boyarlar gözünü;
Aklı olan hor görür süsünü püsünü.
Kimler geldi gitti, kimler gelip gidecek:
Al gelmeden alacağını, doyur gönlünü.





Öldürmek de, yaşatmak da senin işin;
Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin.
Ben kötüyüm diyelim, kimde kabahat?
Beni böyle yaratan sen değil misin?



------------------------------------------------------


Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacağımı da yazmışın önceden.
Demek günah işleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet cehennem?





İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel:
Ama Tanrı kanar mı bunlara?



------------------------------------------------------------------------


Öldürmek de, yaşatmak da senin işin;
Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin.
Ben kötüyüm diyelim, kimde kabahat?
Beni böyle yaratan sen değil misin?

1 Nisan 2012 Pazar

Ömer Hayyam'dan Rubailer (2)





Tanri bizi çamurdan yarattığında,
Biliyordu bu dunyada ne işimiz olacak.
işlediğim günahlar hep onun emriyledir,
O halde cehennemde beni niçin yakacak?












Kör cehalet çirkefleştirir insanları.
Suskunluğum asaletimdendir.
Her lafa verecek bir cevabım var elbet
Lakin bir lâfa bakarım laf mi diye,
Bir de söyleyene bakarim adam mi diye..










''Irmaklarından şaraplar akacak'' diyorsun,
Cennet-i alâ meyhane midir?
''Her mümin’e iki huri'' diyorsun,
Cennet-i alâ kerhane midir?









Bu dünyadan başka bir dünya yok.. arama, 
Senden benden başka düşünen yok.. arama! 
Vaz geç ötelerden, yorma kendini, 
O var sandığın şey yok mu, o yok.. arama!

ÖMER HAYYAM Rubaileri



Bu ömür kervanı bir tuhaf gelir gider..
Kazancın, yaşamasını bildiğin günler.
Saki, bırak şu yarını düşünenleri..
Geçti gidiyor gece, geçmeden şarap ver.









Haram nedir bilmez Hayyam,

Ben haram ile helali hiç karıştırmam, 
Dost ile içilen şarap helaldir, 
Puşt ile içilen su ise haram














Bulut geldi; lalede bir renk bir renk, 
Şimdi kızıl şarap içmemiz gerek.
Şu seyrettiğin serin yeşillikler,
Yarın senin toprağında bitecek.










Bir su, bir damla suymuşuz, bele düşmüşüz;
Şehvet ateşiyle dışarı savrulmuşuz;
Yarın yel savuracak toprağımızı:
İçelim, hoş geçsin üç nefeslik ömrümüz.








31 Mart 2012 Cumartesi

Bir Zamanlar Bir Yâr Vardı Bakmaz Oldu Yüzüme: SİBEL CAN

Yalancının Birine Kapıldı Kandı Gönül: SİBEL CAN



Sibel Can'ın, Sibel Can Olduğu Zamanlarda..


Sözleri ve Bestesi: Necdet Tokatlıoğlu'na ait bir Hicaz eser.


Yalancının birine kapıldı kaldı gönül,
İnandı yandı yine çekilmez oldu ömür.
Ne gözlerin yeşili, ne saçların sarısı
Geçti yolun yarısı çekilmez oldu ömür.


Ne esmerinde vefa, ne kumralında sefa.
Hepsi de türlü cefa, çekilmez oldu ömür.
Ne gözlerin yeşili, ne saçların sarısı
Geçti yolun yarısı, çekilmez oldu ömür.