7 Nisan 2012 Cumartesi

Ünlü Camilerimizden Kısa Bilgiler (2)

Büyük Mecidiye Cami (Ortaköy Cami)


İstanbul'da Ortaköy semtinde bulunan cami, Sultan Abdülmecid tarafından Mimar Nigogos Balyan’a 1853 yılında yaptırılmıştır.
Halk, semtinnden dolayı, Ortaköy Cami olarak da adlandırmaktadır.














Bezmialem Valide Sultan Cami (Dolmabahçe Cami)



İstanbul'da Dolmabahçe'de bulunan Cami, Sultan Abdülmecid'in annesi Bezmialem Valide Sultan  tarafından 1823 yılında  başlatılmıştir. Valide Sultan'ın ölümü üzerine Sultan Abdülmecid tarafından tamamlanmış ve tasarımı Garabet Balyan'a aittir. 1825 yılında açılışı yapılmıştır.
Cami, Dolmabahçe Sarayı'nın bütünü içinde düşünülüp, Dolmabahçe Camii olarak da adlandırılmaktadır. 






Yeni Cami (Valide Sultan Cami)


İstanbul'da Eminönü semtinde bulunan Cami, 1597 senesinde 3. Murad Han’ın eşi Safiye Sultan tarafından başlatılmıştir.   1. Ahmed’in tahta çıkışıyla yarım kalan inşaat,  4. Mehmed'in tahta oturuncaya kadar da yarım halde beklemiş.
4. Mehmed’in annesi Hatice Turhan Sultan, uzunca yıllar yarım halde bekleyen inşaatı, masraflarını kendi cebinden karşılayarak 2 yıl gibi kısa bir sürede bitirtmiş. Yani cami, 66 yıl sonra tamamlanmış. Camiin yapımına Mimar Davut Ağa başlamış, Mimar Dalgış Ağa sürdürmüş, Mimar Mustafa Ağa tarafından da bitirilmiştir.
Nuruosmaniye Cami

İstanbul'un Çemberlitaş semtinde bulunan cami,
1748-1755 yıllarında inşa edilmiştir. I  Mustafa Ağa. ve yardımcısı Simon Kalfa tarafından gerçekleştirilen inşaat, I.Mahmut tarafından başlatılmıştır; I.Mahmut’un ölümünden sonra kardeşi III. Osman zamanında “Nur-u Osmani” (Osmanlı’nın Nuru) adıyla tamamlanan cami, adını, padişah III. Osman’dan ve caminin içindeki ışıktan aldığı söylemler arasındadır.

Eyüpsultan Cami




İstanbul'da Eyüp semtinde bulunan cami, Sultan Üçüncü Selim zamanında 1798-1800 yıllarında Uzun Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmıştır. Çeşitli tamiratlar ve yıkımlar gören bu cami aslında yıkılan ilk caminin yerine yapılan 2. camidir. Cami, islâm aleminin umut kapısı haline gelmiş olup, ziyaretçi akınına uğramaktadır.




Fatih Cami




İstanbul'un Fatih semtinde bulunancamiin inşaasına 1462 yılında başlanmış, 1470 yılında tamamlanmıştır. Mimarı, Sinaüddin Yusuf bin Abdullah'tır (Atik Sinan).Depemlerde büyük zarar gören Cami  II. Bayezid, 1766 Sultan III. Mustafa, 1767 ve 1771 yılları arasında cami Mimar Mehmed Tahir Ağa'ya onartılmıştır. Dolayısiyle cami,ilk yapılışındaki görünümünü kaybetmiştir.Cami aynı zamanda 1932 yılında ilk Türkçe ezanın okunduğu camidir.

Ünlü Camilerimizden Kısaca Bilgiler

Süleymaniye Cami


İstanbul, Eminönü'nde bulunan Süleymaniye Cami, 47 yıl hükümdarlık süren Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a  1557 yılında yaptırıldı. Caminin inşaatı, külliyesi ile birlikte 7 yılda tamamlanmıştır. 
Mimar Sinan bu eserini ''Kalfalık eserim'' diye nitelendirmiştir.

Selimiye Cami




Edirne'de bulunan Cami, Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu 2. Selim tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır.'. Selim, 22 Haziran 1567'de İstanbul'dan Edirne'ye gelmiş ve Avusturyalılar'la yapılan barış anlaşmasına kadar burada kalmıştır. Caminin yapım kararının o günlerde verildiği söylemler arasındadır. Bir başka söyleme  göre, Türkler tarafından "Seddi İslam" olarak algılanan Edirne'nin seçilmesinde padişahın gördüğü bir rüya esin kaynağı olmuştur. Hz. Muhammed, bu rüyada İkinci Selim'e Edirne'yi ve şimdiki yeri işaret etmiştir.Mimar Sinan, bu eserini ''Ustalık eserim'' diye nitelendirmiştir.
Ulu Cami



Bursa'da bulunan Ulu Cami,1396 yılında Yıldırım Bayezıt Han tarafından yaptırılmıştır. Dört yıldan kısa bir sürede, 1399 yılında tamamlanmıştır. Bursa'da inşa edilen padişah camilerinin dördüncüsüdür.
Caminin mimarı, kesin olarak bilinmemekle beraber, Ali Neccar'dır 







İstanbul'da bulnİan Sultan Ahmet Camii,1609-1616 yılları arasında sultan 1. Ahmet tarafından Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır.
Türkiye'nin 6 minareli olarak üç camiiden ilk olanıdır.
Yabancılar, bu camii mavi cami olarak (Blue Mosque) adlandırmaktadırlar.
Nedeni ise, mavi-yeşil-beyaz renkli iznik çinileriyle bezendiği ve büyük kubbesinin içi de mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği içindir.
                                                                                    
                                
 Sultanahmet Cami


Ayasofya Camii
İstanbul'da Sultanahmet Camiinin karşısında bulunur ve Bizans İmparatoru 1.Jüstinyen tarafından M.S.532-537 yılları arasında  Patrik Katedreli olarak yaptırılmıştır.
1453 yılında İstanbul'un fethi ile birlikte Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1935 yılından beri de müze olarak kullanılmaktadır.
Ayasofya’nın merkezî kubbesi defalarca çökmüş, Mimar Sinan’ın binaya istinat duvarlarını eklemesiyle bugüne kadar hiç çökmemiştir.
Bayezid Cami






İstanbul'un Beyazıt semtinde bulunmakta cami, Sultan II. Bayezıd tarafından yapılmıştır. Mimarı kesin olarak bilinmemektedir.



5 Nisan 2012 Perşembe

Ömer Hayyam'dan Rubailer (3)





İsyan edip karşında duracağım, neredesin?
Karanlığı, ışığa yoracağım, neredesin?
İbadete karşılık cenneti alacaksam,
“Bağış mı ticaret mi” diye soracağım, neredesin?



----------------------------------------------------------------------


O bilginler ki evrenin özetidirler;
Düşüncelerinin atı göklerde gezer;
İş kavramaya gelince Senin özünü
Şaşkınlıktan Felek gibi başları döner.


----------------------------------------------------------------------



Benim varlığım senin yaptığın bir nakış;
Türlü garip renklerini hep senden almış;
Kendimi düzeltmeye nasıl varsın elim:
Senden güzelini yapmak bana mı kalmış?


-----------------------------------------------------


Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?
Ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe?
Aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
Mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte.






Aşk bir beladır, ama Tanrıdan gelme;
Halk neden karşı kor Tanrı emrine?
Bize her şeyi yaptıran kendi madem,
Kulu sorguya çekmenin alemi ne?



-------------------------------------------------------------------------


Dünyayı allar pullar boyarlar gözünü;
Aklı olan hor görür süsünü püsünü.
Kimler geldi gitti, kimler gelip gidecek:
Al gelmeden alacağını, doyur gönlünü.





Öldürmek de, yaşatmak da senin işin;
Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin.
Ben kötüyüm diyelim, kimde kabahat?
Beni böyle yaratan sen değil misin?



------------------------------------------------------


Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacağımı da yazmışın önceden.
Demek günah işleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet cehennem?





İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel:
Ama Tanrı kanar mı bunlara?



------------------------------------------------------------------------


Öldürmek de, yaşatmak da senin işin;
Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin.
Ben kötüyüm diyelim, kimde kabahat?
Beni böyle yaratan sen değil misin?

1 Nisan 2012 Pazar

Ömer Hayyam'dan Rubailer (2)





Tanri bizi çamurdan yarattığında,
Biliyordu bu dunyada ne işimiz olacak.
işlediğim günahlar hep onun emriyledir,
O halde cehennemde beni niçin yakacak?












Kör cehalet çirkefleştirir insanları.
Suskunluğum asaletimdendir.
Her lafa verecek bir cevabım var elbet
Lakin bir lâfa bakarım laf mi diye,
Bir de söyleyene bakarim adam mi diye..










''Irmaklarından şaraplar akacak'' diyorsun,
Cennet-i alâ meyhane midir?
''Her mümin’e iki huri'' diyorsun,
Cennet-i alâ kerhane midir?









Bu dünyadan başka bir dünya yok.. arama, 
Senden benden başka düşünen yok.. arama! 
Vaz geç ötelerden, yorma kendini, 
O var sandığın şey yok mu, o yok.. arama!

ÖMER HAYYAM Rubaileri



Bu ömür kervanı bir tuhaf gelir gider..
Kazancın, yaşamasını bildiğin günler.
Saki, bırak şu yarını düşünenleri..
Geçti gidiyor gece, geçmeden şarap ver.









Haram nedir bilmez Hayyam,

Ben haram ile helali hiç karıştırmam, 
Dost ile içilen şarap helaldir, 
Puşt ile içilen su ise haram














Bulut geldi; lalede bir renk bir renk, 
Şimdi kızıl şarap içmemiz gerek.
Şu seyrettiğin serin yeşillikler,
Yarın senin toprağında bitecek.










Bir su, bir damla suymuşuz, bele düşmüşüz;
Şehvet ateşiyle dışarı savrulmuşuz;
Yarın yel savuracak toprağımızı:
İçelim, hoş geçsin üç nefeslik ömrümüz.








31 Mart 2012 Cumartesi

Bir Zamanlar Bir Yâr Vardı Bakmaz Oldu Yüzüme: SİBEL CAN

Yalancının Birine Kapıldı Kandı Gönül: SİBEL CAN



Sibel Can'ın, Sibel Can Olduğu Zamanlarda..


Sözleri ve Bestesi: Necdet Tokatlıoğlu'na ait bir Hicaz eser.


Yalancının birine kapıldı kaldı gönül,
İnandı yandı yine çekilmez oldu ömür.
Ne gözlerin yeşili, ne saçların sarısı
Geçti yolun yarısı çekilmez oldu ömür.


Ne esmerinde vefa, ne kumralında sefa.
Hepsi de türlü cefa, çekilmez oldu ömür.
Ne gözlerin yeşili, ne saçların sarısı
Geçti yolun yarısı, çekilmez oldu ömür.